Doğal Afetlerin Güzel Yüzü | Furkan Vakfı


Dünya üzerinde çeşitli yer ve zamanlarda yanardağ patlaması, yangın, deprem, çığ, fırtına, sel ve heyelan gibi afetler meydana gelir. Bu afetler neticesinde ekosistemlerde çeşitli bozulma ve değişmeler olur. İlk bakışta zararlı gibi görünen bu hadiseler, uzun vadede ekosistemin yenilenmesine ve barındırdığı bitki ve hayvan varlıklarının (flora ve fauna) çeşitlenmesine vesile olur.
Tabiatta meydana gelen bir tabiî afetten sonra, hayvan ve bitkilerin yeniden canlanma, adaptasyon ve değişim süreçleri uzun zamandan beri coğrafyacı, biyolog, biyocoğrafyacı gibi ekosistemlerle ilgilenen bilim insanlarının önemli araştırma konusu hâline gelmiştir.
Yangınlar, tabiî âfetler içerisinde en yaygın ve etkili olanlardandır. Bunların süresi ve sıklığı iklim, topografik şartlar ve bitki çeşidi gibi faktörlere bağlı olarak değişir. Bu yangınlar, bir yılda çıkan bütün yangınlar içinde % 35 gibi bir orana sahipken, orman kayıplarının % 85’ine sebep olmaktadır. Uzun zamandan beri bu yangınlardan korunmak veya onların menfî tesirini en aza indirmek için önemli harcamalar yapılmıştır; ancak bunda pek de başarılı olunduğu söylenemez.
Yangında yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan bitki türlerine çok çeşitli adaptasyon özellikleri verilmiştir. Böylece bu bitkiler yangınlara dayanabilmekte ve/veya yangınların olumsuz tesirlerini üzerlerinden kısa sürede atabilmektedir. Bu adaptasyon metotlarından bazılarını şu şekilde özetlemek mümkündür:
Yangına dayanıklı kabuklar
Yangınların sıkça çıktığı bölgelerde bulunan ormanlardaki bazı ağaç türleri, yangına dayanıklı kalın kabuklarla teçhiz edilmiştir. Bu kabuklar, ağaçların büyümesine vesile olan dokunun (cambium tabaka) yanarak ölmesine engel olur. Yapılan çalışmalar, 2,6 cm. kalınlıkta kabuğa sahip bir ağacın, 0,6 cm. kabuğa sahip olana göre 20 kat daha uzun süre yangına dayanabildiğini göstermektedir. Bazı çam ve köknar türleri (Pinus Panderosa, Pseudotsuga menziesii, Larix occidentlis vb.) yaklaşık 10 cm. kalınlıkta kabuklara sahip olabilmekte ve yangına daha uzun süre dayanabilmektedir.
Uzun kök sistemi
Bazı bitki türleri uzun kök sistemi ile donatılmıştır. Bu, özellikle ‘yüzey yangını’ denen ve ağaçların daha çok köklerinin yanmasına sebep olan yangınlardan korunmayı sağlamaktadır. Yaklaşık 600 C°’lik bir sıcaklığa sahip bir yangın, toprak yüzeyini 80 C°’ye kadar ısıtırken, 10 cm. derinlikte bu sıcaklık yaklaşık 33 C° olmaktadır. Bu yüzden uzun kökler, yangınlardan daha az tesir görmektedir.
Rüzgârlar da tabiî âfetlere yol açabilir. Rüzgârlar, ormanlardaki ağaçların kökünden sökülmesi, dallarının kırılması, gövdelerinin parçalanması suretiyle bitki örtüsüne önemli ölçüde zarar verir. Bunun yanında rüzgârlar birçok rahmet ve faydayı da beraberinde getirir. Meselâ, ağaçların dal ve yapraklarının zarar görmesiyle ağaç altlarındaki otsu bitkiler daha fazla ışık alır. Ayrıca, toprak yüzeyinde biriken dal ve yaprakların çürümesiyle toprağın organik madde miktarı artar, böylece toprak verimli hâle gelir.
Dağlık alanlarda görülen çığlar, ardında geyik ve karaca gibi birçok hayvanın beslenmesi için otlak ve çalılık alanlar sunmaktadır. Volkanlar ise sebep oldukları yangın, göç vb. hâdiselerin yanında, belirli bir müddet sonra volkanik toprakların oluşumuna vesile olur ve bu bölgeler verimli tarım alanları olarak kullanılır. Pasifik Adaları, Japonya, Yeni Zelanda, Havai Adaları ve Alaut Adaları başta olmak üzere orta kuşağın çeşitli bölgelerinde bu tür alanlar yaygındır.
Şiddetli yağmurlar görünüşte bazı zararlara yol açar; ancak hayat o yağmurlarla şenlenir, devam eder. Aynen bunun gibi ekosistemlerin kısa süreli bozulmasına sebep olan tabiî âfetler de uzun dönemde pek çok faydayı beraberinde getirir. Bize düşen, korku ve dehşet verici hâdiselerin ardındaki rahmeti, hikmeti ve güzellikleri fark edebilmektir.

0 yorum:

Yorum Gönder